PULLUKUL

Ortalama Ömür 50–80 yıl Hayatiyetleri çevresel neme bağlıdır
Boyut~180 cm / ~70 kg, lifli kas yapısı; ani patlama gücü yüksek.
Deri Yapısı Mineral PlakalarYaşla tuz kristalleriyle birleşir; doğal zırha dönüşür.
Solunum Çift SistemliHava (Akciğer) ve Su (Solungaç benzeri dokular) ile oksijen çeker.
Algı Sistemi Isı Duyarlı Dil avın korkusunu (ısı dalgasını) sezebilirler.

Ey Enderun’un irfan peşindeki aç biilaç talebeleri! Kalemlerinizi hokkaya banın ve kulaklarınızı açın. Bugün “Tasnîf-i Ahfâd” dersimizde, asalet ve tekamül basamaklarında ayağı kayıp çamura düşmüş, Zerksoyların taşralı ve nobran amcaoğullarını; yani Pullukul taifesini tetkik edeceğiz. Bunlar, Zerksoylar gibi entrika ve siyasetle kafayı bozmamış; bilakis saflığı vahşette ve çamur banyosunda bulmuş, “az akıl çok kas” prensibiyle yaşayan sürüngenlerdir.
Şayet bu mahluku canlandıracaksanız, şu 4 düsturu aklınızdan veya midenizden çıkarmayın:

  • Zihn-i Mülemma: Beynini yorma evladım! Bataklığın nemi, rüzgarın yönü senin harici aklındır; plan yapma, içgüdülerinle saldır. Pullukullar böyle yapar.
  • Hafz-ı Gastronom: Ölen atanı toprağa verip ziyan etme, afiyetle ye! İlim ve hatıra kitapta değil, yenen etin proteinindedir.
  • Bedii Vahşet: Kaba kuvvet yetmez; sırtındaki pulların deseni bir hat sanatı kadar eşsiz olmalı. Çirkin olanın soyu kurur!
  • Nefret-ül İrtifai Mahlukat: Gökyüzü onlar için haramdır! Başının üzerinde uçan bir sinek dahi görseler, genetik-ül farz bir cinnetle perişan etmek isterler.

Efendiler, bu Pullukul denilen mahlukat, “biyolojik bir paradoks”tur. Zerksoylar medeniyet inşa ederken, bunlar evrimin ocağında fazla pişmiş ve dibi tutmuştur. Lakin sakın ola onları aptal sanmayınız! Onların nöronları kafataslarının içinde değil, Oro’nun tabiatına dağılmıştır. Bir Pullukul “düşünüyorum öyleyse varım” demez; “seziyorum öyleyse avlarım” der. Bataklıkta bir yaprak kımıldasa, haberleri olur.
Ve o meşhur yamyamlıkları… Şakirtler, bu bir vahşet değil, bir biyo-kütüphanecilik faaliyetidir. Bunlar ölülerini yiyerek, merhumun son gördüğü manzarayı ve tecrübesini kendi hafızalarına kopyalarlar. Dedesi yenmiş bir Pullukul, dedesinin gördüğü savaşları rüyasında görür. Mide, bunların kollektif-ül hafızasıdır!
Gelelim izdivaç meselelerine… Bunların aşk hayatı, sanat galerisinde çıkan meydan kavgasına benzer. Dişileri etkilemek, pazı kuvvetinden ziyade “estetik zırh” kalitesine bakar. Sırtındaki mineral plakalar, sanki bir hattatın elinden çıkmış gibi nizami ve parlak olmalıdır. Bu yüzden bu zıpır insansılar çiftleşecek bir yaren bulmak için rekabet ederken birbirini öldürmekten ziyade, birbirlerinin zırhını kırıp “çirkinleştirmek” suretiyle ekarte ederler. “Pulu kırık, gönülden ırak olur” bunların atasözüdür. Ataları ise önceden anlattığımız gibi yeni nesillerin midelerinde yaşar!
Son olarak, sakın ola yanlarında zıplayıp havaya kalkmayın. Gökyüzüne karşı izahı olmayan, kadim bir garezleri vardır. Uçan, süzülen ne varsa, bilhassa o tüylü baş belası Gaksoylar, Pullukul’un genetiğindeki “yok et” manasına gelen tetik nöronlarına arz olur. Yerde alimdirler, ama göğe bakınca zalim olurlar. Dağılabilirsiniz!

“Pullukul” için bir cevap

  1. […] taraflarını saymak boş bir uğraştır; o evvelde yalnızca Pullukul ile Gaksoy arasındaki basit bir husumetle başlamışsa da, kısa zamanda bütün Oro’nun […]

    Beğen