tUZBATAK TAŞI

Tuzbatak Taşı, etin şifası değil, ruhun kangrenidir. Bu melun nesne, dokunduğu toplumlara şifa veya yok oluş bahşetmez; onlara çok daha beter bir kaderi, “kutsal deliliği” sunar. Taşın yaydığı kara efsun, fanilerin zihnine rüyalar yoluyla sızar ve onlara evrenin mutlak hakikatini fısıldar. Ancak sefil bir faninin zihni, bu devasa bilgi seline asla hazır olmamıştır. Hakikati gördüğünü sanan güruh, aydınlanmaz; bilakis zihinleri bu yükün altında çatırdar ve parçalanır. Kendilerini her şeyi bilen ilahlar sanarak, korkunç günahları ve katliamları vecd içinde işlemeye başlarlar.
Vaktiyle Solucan Savaşı’nın kan ve irin kokan siperlerinde, Zerksoy ve Pullukulların gerçekleştirdiği o iğrenç feda ayiniyle İlah Semonya’dan koparılan bu artefakt, Gaksoyların hükmettiği gökleri ateşe vermişti. Lakin taşın asıl mahiyeti çok daha karanlıktır. Kadim metinler fısıldar ki; bu nesne aslında bir kara ejderan yumurtasıdır. Kabuğunu kırıp o nihai felaketi serbest bırakacak kudrette bir babayiğit çıkmadığından, içindeki “doğmamış kıyamet” ile birlikte çürümüş bir potansiyel olarak kalmıştır.
Taşın, layık olduğu üzere Gök Diyarlar’a geri uçurulması, en çok Gaksoy ilahı Karlin’i memnun etmiştir. Zira Karlin, bu sapkın nesnenin bulunması ve ait olduğu hiçliğe dönmesi için kendi seçkin elçilerini, Kelam Koruyanları‘nı yeryüzüne indirmek zorunda kalmıştır. Bu elçilerden “Gaa’ga” adlı hizmetkarın Oro kıtalarında Sürtünkaya semalarında süzüldüğü, tuzbatak civarında bir pullukul taifesini sağlıklarına geri kavuşturmak için son kez kullanıldığı rivayet edilir.

Ancak Tuzbatak Pulluları nam bu Pullukul taifesinin 545 yılında kendi içerisinde giriştiği bir iç savaşta yok olmaları neticesinde taş ile gelen faidenin ne kadar mukaddes olduğu tüm alimleri tekrar düşündürtmüştür.
Tuzbatak Taşı şimdilerde fanilerin erişemeyeceği diyarlardadır. Ancak yeryüzündeki son görüsü bile uğursuzdur; Sürtünkaya’da, bir Pullukul ve Yaşruk düğününde, birleşme ayininin ortasında kanlı bir alamet gibi parıldamış, ardından ardında deliren zihinler bırakarak göğe çekilmiştir.
