Dermançöl hAŞMETŞAHLIĞI

Yönetim BiçimiAskerî Mutlakıyet
BaşkentBozgunluk
Demografik YapıHalkların Alaşımı (İnsanlar, asimile edilmiş Yaşruklar, Pullukullar)
Ekonomik SistemSerbesti-i Ticaret-i Askeriye
Büyü SistemiTam Serbestisite

Medeniyet denilen o narin fidan ekseriyetle suların kenarında yeşerse de, Dermançöl Haşmetşahlığı bu kaidenin kanda, barutta ve paslı çelikte boğulmuş bir istisnasıdır. Solucan Cengi’nin akabinde, zındık simyager Zolkar’ın şirk dolu tecrübeleriyle Ro kıtasında serbest kalan asit kusan iblis böcekler, çürümüş et yığınlarından oluşan gulbayebanlar coğrafyayı istila ettiğinde; hayatta kalmak bir devlet nizamına değil, çamurlu siperlerde yaşanan acımasız bir tabiat kanununa dönüştü.

S.S.S 570 Yılında Dermançöl Sınırları

Kanlı Doğum ve Sürtünkaya’nın Koruyucuları

Evvela Sürtünkaya Lordları tarafından kiralanan paralı askerler, serdengeçtiler ve mülksüzler;S.S.S. 500 senesinde Davo Han’ın kanlı sancağı altında birleşti. Davo, paralı asker çadırlarını kalelere, aşiretleri ise yekpare bir harp makinesine çevirerek Haşmetşahlığın kara temellerini attı. Lakin devleti asıl gaddar suretine kavuşturan, Davo’nun oğlu Tospikhan oldu. Bu yeni liderin asıl ismini bugün kimse zikretmeye cesaret edemez; zira taç giyme merasiminde, “Mahir” adındaki devasa kurbağa mahlukatına bindiği için kendisini küçümseyen bir Dermanbaşı’nı, o necis kurbağasının çatal diliyle delerek oracıkta katletmiş ve o gün “Tospikhan” namını almıştır.

Tospikhan’ın idaresi tavizsiz bir tiranlıktı; babasından kalan “Savaş Beyleri Konseyi”ni dilsiz bıraktı. En büyük alametifarikası ise Dermançöl ve Çölliman dağlarını birleştiren ovaya ördürdüğü o devasa “Dermansur” oldu. Tospikhan, bu suru bir kalkan değil, bir şantaj aleti olarak kullandı: Lordları ağır haraca bağlayarak, altınlar kesilirse surun kapılarını ardına kadar açıp Kavurova’nın aç Menfurlarını malikânelere salmakla tehdit etti.

Büyü Serbestisitesi

Dermançöl’de büyü sıkı kurallara tabi değildir; zira bu topraklarda ahlaka değil, mutlak güce ve “kudret istencine” tapılır. Çamurlu sokaklarda simya dükkânları ile demirci ocakları yan yanadır; büyünün değeri siperde kaç düşmanı kül ettiğiyle ölçülür. Yaşrukların metaneti, İnsanoğlunun hırsı ve Pullukulların gaddarlığı, tebeddül büyüsüyle zırhlandırılmış Mahir gibi mahlukatlarla birleşerek, eşi benzeri görülmemiş bir fetih ordusu yaratmıştır.

Dermançöl’ün barut, kan ve ter kokan çamurlu sokaklarında hakikat çırılçıplaktır: İnsanoğlu, tabiatın karnından doğmuş vahşi bir mahluktur ve içgüdülerine vurulan her pranga, hastalıklı bir ahmaklıktır. Onların itikadında, ölümden sonra vaat edilen uhrevi bir cennet hülyası yoktur; yegâne kutsiyet, şu an nefes alan bedenin ihtirasları, damarlarda atan sıcak kan ve arzuların hudutsuzca tatmin edilmesidir.

Dermançöl’de güce tapılır ve bu diyarda nefsin arzuları kısıtlanmaz, bilakis harlanır. Zevk, ihtişam ve tahakküm, her cengâverin en tabii hakkıdır. Dar ve karanlık sokaklarda, şirk kokan simya dükkânları ile alev alev yanan demirci ocakları omuz omuzadır. Büyü, burada ruhani bir aydınlanma vesilesi değil; kibrin, öfkenin ve bedensel hazların doymak bilmez iştahını doyuran kaba bir metadır. İsteyen bir tüccar gücünün kibrini sergilemek için pazar yerinden ateşbaz kiralayabilir; yahut kan davası güden bir serdengeçti, düşmanına merhamet etmek yerine intikamın o tatlı hazzını tatmak için karaborsadan kanlı inciler satın alabilir. Zira onların lügatinde bağışlamak zayıflıktır; sana kılıç çekenin kökünü kurutmak ise tabiatın en adil ayinidir.

Bu hudutsuz sefahat ve kudret iştahı, Dermançöl’ün en karanlık alametifarikası olan Tebeddül büyüsünü kusursuz bir fıtrat bozma sanatına inkılap ettirmiştir. Dermançöl büyücüleri, tabiata ahenkle boyun eğmeyi acizlik addederler; onlar için tabiat, sadece kendi şahsi iradelerine göre bükülecek, kendi hazlarına ve savaşlarına hizmet edecek bir oyuncaktır. İnsanoğlunun kibri ve doymak bilmez hükmetme arzusu; Tospikhan’ın şahsi bineği olan “Mahir” misali mahlukatların etlerine çelik levhaların, zırhların ve namluların mıhlanmasına cevaz verir. Dermançöl’ün o çamurlu siperlerinde büyü; gökten inen ilahi bir lütuf değil, kişinin kendi egosunu evrene dayatması, arzularını çelikten ve kandan bir yumruk gibi düşmanın boğazına geçirmesidir.

Dermançöl Askeri Stratejisi

Tospikhan’ın doymak bilmez kudret iştahı, Dermansur’un devasa gölgesinden taşıp Harbova’nın kurak topraklarına bir kan seli misali aktığında, Haşmetşahlık ordusunun en ön saflarında bizzat asimile edilmiş Yaşruklar yer alıyordu. Dermançöl’ün o gaddar potasında kadim kimliklerinden arındırılan, fıtratları yalnız itaat ve vahşet üzerine yeniden dövülen bu devasa, kaslı mahlukatlar; Tospikhan için onurlu birer müttefik değil, etten ve kemikten örülmüş, harcanabilir canlı koçbaşlarıydı. Savaş meydanında düşman siperlerine evvela bu yığınlar sürülür; barutun ilk alevini ve zehrin ilk tadını onların o kalın, hissizleşmiş derileri alırdı. Bu, Dermançöl’ün hayatta kalma felsefesinin en acımasız tatbikatıydı: Zayıf olan çamurda can verir, hayatta kalan Yaşruk ise efendisinin kılıcı olmaya hak kazanırdı.

Lakin bu kanlı akının asıl muamması, tarihe “Gecekoynu Savaşı” olarak geçen o dehşetengiz ve zifiri karanlık muharebede gizlidir. Büyünün hudutsuz serbestiyetine iman etmiş, her türlü necis ilmi ve gücü teşvik eden Tospikhan; Gecekoynu’nun o meşum gecesinde şaşırtıcı bir fermanla ordusundaki tüm büyü ehillerini dizginlemiş, onları cenk meydanına inmekten men etmiştir.

Kuzeyin tarihçileri bunu bir zaaf yahut tedbir saysa da, hakikat Tospikhan’ın o kibrinin ve hazcı tiranlığının en saf tezahürüydü. O gece, tabiatı alevler ve illüzyonlarla bükmek yerine, tabiatın en ilkel ve en vahşi kanununun hazzını tatmak istemişti: Büyünün ateşi olmadan; salt çelik, kas ve nefretle düşmanı boğmak. Büyü ehilleri o gece çamurlu tepelerde sadece birer seyirciydi. Tospikhan, Yaşrukların o zifiri karanlık deryasında çığlık çığlığa, sadece dişleri, pençeleri ve paslı baltalarıyla düşman siperlerini yarmalarını büyük bir hazla izlemiş; kendi diktatörlüğünün ve yarattığı bu vahşi ordu nizamının büyüsüz dahi ne denli mutlak ve yenilmez olduğunu tüm kıtaya ispatlamıştır.