Kategori: Oro’nun Yeşermesi
-
Alude-i Şirûhun
ALUDE-İ ŞİRûhun Sütüne Kan Karışanlar Kördür şu gözlerim, lakin hakikatin en koyu vechesini sizlerden ziyade görmüştür; imdi sükût eyleyin de kelamıma kulak verin. Haarbova’nın tam kalbinde, arzın derinliklerine doğru tersine uzanan o muazzam dağda, Tırnadoruk çukurunun zifiri rahminde neşet etti yedisi. O karanlık dehlizde, hepimizin ulu mâderi Tırnavüll emzirdi yavrularını. Yedi memesi vardı Tırnavüll’ün ve…
-
Kelâran Divanı
KelÂran divanı Evrenin Ellinci Yanış Günü ve Kabuğun Üç Nefesi Kâinatın nâr-ı beyzaya büründüğü, zamanın kendini alevlerle sınadığı o mukaddes ve dehşetli vakitte; Evrenin Ellinci Yanış Günü gelip çattı. O gün, Koloboros’un hikmetinden kopup gelen ateş engereği, gökleri yararak indi ve Oro’nun o kadim bağrını derin bir yarayla ortadan ikiye yardı. Engereğin o yakıcı ve…
-
Kara Kuzgun Pantheonu
kara KUZGUN PANTHEONU Evrenin en eski çağlarında, henüz Oro’nun göğü bir lisan ile, toprağı ise bir ses ile yoğrulmamıştı. O vakit her şey, ilkel bir titreme idi — anlamın kabarması, bir kelimenin doğmaya yeltenip hemen utanmasıydı. Ve o ilahi utançtan doğan uğursuz yankılardan biri, doğrudan kuş soyunun üzerine düşmüştür: Gaksoylar. Gaksoy halkı kanat değil, kelimeyle…

