Kategori: Oro Kozmolojisi ve Liturji

  • Alude-i Şirûhun

    Alude-i Şirûhun

    ALUDE-İ ŞİRûhun Sütüne Kan Karışanlar ​Kördür şu gözlerim, lakin hakikatin en koyu vechesini sizlerden ziyade görmüştür; imdi sükût eyleyin de kelamıma kulak verin. Haarbova’nın tam kalbinde, arzın derinliklerine doğru tersine uzanan o muazzam dağda, Tırnadoruk çukurunun zifiri rahminde neşet etti yedisi. O karanlık dehlizde, hepimizin ulu mâderi Tırnavüll emzirdi yavrularını. Yedi memesi vardı Tırnavüll’ün ve…

  • Gayretin Diriltişi (BA’S-I CEHD)

    Gayretin Diriltişi (BA’S-I CEHD)

    BA’S-I CEHD GAYRETİN DİRİLTİŞİ Kabirbazlık ilminin en noksansız garabetlerinden biri Ba’s-ı Cehd’dir. Kabaca tasvir etmemiz icap ederse bu sihir, fani olanın can kudretini aktardığı bir eşya vesilesiyle dirilmesidir. Giderek alem-i maddeden tecrit olması mukadder olan hayatın, bir eşya aracı kılınarak geri alınması ekser ulema için gayrimuntazam ve beklenmedik bir usuldü. Lakin Ba’s-ı Cehd, en ihtiraslı…

  • Kelâran Divanı

    Kelâran Divanı

    KelÂran divanı Evrenin Ellinci Yanış Günü ve Kabuğun Üç Nefesi Kâinatın nâr-ı beyzaya büründüğü, zamanın kendini alevlerle sınadığı o mukaddes ve dehşetli vakitte; Evrenin Ellinci Yanış Günü gelip çattı. O gün, Koloboros’un hikmetinden kopup gelen ateş engereği, gökleri yararak indi ve Oro’nun o kadim bağrını derin bir yarayla ortadan ikiye yardı. Engereğin o yakıcı ve…

  • Sihir ve Beş Umde

    KÂİNATIN NİZAMI VE BEŞ BÜYÜK UMDE ÜZERİNE RİSALE Ey bu satırları okuma cüretini gösteren Talib!Bil ki, şu an elinde tuttuğun parşömen, ne bir masal ne de avamın gece ateş başında anlattığı ham hayallerdir. Sen, perdenin ötesine bakmaya niyetlendin. Alem-i Şehadet ile Alem-i Gayb arasındaki o ince çizgide yürümeye talip oldun. Avam, rüzgârı eser sanır, yağmuru…

  • Kara Kuzgun Pantheonu

    kara KUZGUN PANTHEONU Evrenin en eski çağlarında, henüz Oro’nun göğü bir lisan ile, toprağı ise bir ses ile yoğrulmamıştı. O vakit her şey, ilkel bir titreme idi — anlamın kabarması, bir kelimenin doğmaya yeltenip hemen utanmasıydı. Ve o ilahi utançtan doğan uğursuz yankılardan biri, doğrudan kuş soyunun üzerine düşmüştür: Gaksoylar. Gaksoy halkı kanat değil, kelimeyle…